Yılmaz Erdoğan - Ben Senin Beni Sevebilme İhtimalini Sevdim
Video Overview & Insights
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Şimdi otobüsler sıcak ve konforlu ama biz insan olmaktan vazgeçtik
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam...
Ben seninle bir gün Veyselkarani'de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
Bir zamanlar Muğla'ya tatile gittiğimde bi kızla tanıştım Kütahyalıydı. Adı Elif..
Aynı yaştaydık. Sınıf öğretmenliği okuyordu.. Yaklaşık 2 yıllık birlikteliğimiz oldu çok mutluyduk, aşıktım. Nasıl sevdiğimi görseniz imrenirdiniz bana. Bir gece hiç bir şey demeden çekti gitti benden. Başta anlamadım neden gittiğini. Bir daha bırak yüzünü görmeyi, sesini bile duyurmadı bana. Kuzeninden duydum babası Kütahya’lı biri ile evlendirmek istiyormuş dışarıya kız vermezlermiş.. Öğrendikten sonra yazdım Elif'e tamam dedim kabul ediyorum.. Son bi kez görüşelim son bir kez gözlerine doya doya bakmak, son kez sarılmak, son kez saçlarını koklamak istiyorum dedim..Asla dedi. Neden dedim hep sustu.. Sonra hiç yazmadı.. Epey acı çektim. Toparlamam kolay olmadı. Arkadaşlarımdan, ailemden soyutladım kendimi. Yeni yeni kendime geliyorken bi gece beklemediğim bir anda şu cümleleri yazdı bana; “Ben bi daha o gözleri görürsem dayanamam. Ya ölürüm ya da senle kaçarım ama kaçarsam da aileme ihanet etmiş olurum.” dedi. Kapandı gitti bir daha da hiç görmedim haber de almadım.. Geçenlerde sosyal medya da gezerken bi profil gördüm.. Tek kare bir fotoğraf! Evlenmiş bi de kızı olmuş.. Karnı da burnundaydı. Kuzenine ulaşıp sordum. Okulu da bırakmış.. O zamanlar epeyce mücadele etmiş benim için meğer. Olmamış, olduramamış.. Yok demişler! Hiç haberim olmadı bunlardan! Olsaydı ne olurdu onu da bilmiyorum..!
Kendinden 8 yaş büyük Kütahyalı demirci ustasına vermişler benim Elif’imi..
Evlilik hiç de yakışmamış yarime..
Fotoğrafta gözlerine uzun uzun baktım..
Yine bana bakar gibi bakıyordu sanki..
Baktığının izi, yaktığının isi kaldı Elif’im..
Mutlu olasın.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
Ankara'da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman
hani sormuştun ya ezgi, neden aşıksın bana diye, cevap hep buydu. ben, senin beni sevebilme ihtimalini sevdim hep. yüzün hep gülsün, yolun açık olsun
özlemeye başladım herkesi...
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra..
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Bizim Kemalettin Tuğcu'larımız vardı...
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı...
😢😢
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda,
solculuk oynamaya başladık..
98 yılında yurt dışından amcamın yolladığı walkman da -Subliminal mesajları düşünerek - dinlediğim ilk şiirdir. Bu şiiri ne zaman açıp dinlesem 28 sene önceki anılar tazelenir, vefat eden yakınlar göz önüne gelir... Eskiler niçin bu kadar güzel yâd edilir ki?
Ben doktor oluyordum sen hemşire, geri kalanlar kontrgerilla...
Kırmızı boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve
O ihtimali ben de sevdim😢
Türk Dil Kurumu'na inat bir Türkçeyle...
Ağbilerimizden öğrendik, S harfinden orak çekiç figürleri türetmeyi..
Adamın kralı böyle veda eder
Ankara'ya usul usul karbonmonoksit yağıyordu.
Ve kapalı mekanlarda sevişmeyi öneriyordu haber bültenleri.
Arka sıralardan dinliyorum bazen gelip
Oysa Ankara'da hiç sevişmedim ben.
Disiplin kurulunda tartışılan aşkım olmadı benim..
Arkadaşlar arkada çalan fon müziğini bilen varsa lütfen yardımcı olur mu
Sınıfça gidilen pikniklerde kıçımıza batan platonik dikenleri saymazsak..
Ankara'ya usul usul kurşun yağıyordu..
Keşke hep senin beni sevebilme ihtimalinle yaşamakta kalabilseydim. 😢 ihtimalin bile kalmayinca kuru toprağa düşen tohum gibi ölüp gitti bütün umutlarım.
Ve belli bir saatten sonra sokağa çıkmamayı öneriyordu haber bültenleri.
Oysa hiç kurşun yaram olmadı benim
çok güzel bir şiir ama gözler değişebilir bakmak ayrı görmek ayrıymış👏🏻👍🏻
Ve hiç bir mahkeme tutanağında geçmedi adım
Çatışmaların ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece
KESİK BİR ISLIK, YALINAYAK BİR ÖMÜR
Bakma öyle gökyüzünün durgunluğuna,
İçeride fırtınalar kopuyor, biliyorsun.
Bir masanın başında, diz dize gelmişiz hayatla,
Önümüzde yarım kalmış bir bardak çay,
Ve tırnaklarımızın arasında toprağın inadı...
Biz ki, kelimeleri cebinde bozuk para gibi taşıyanlar değil,
Onları birer kurşun gibi kalbinde eritenleriz.
Hayat dediğin, eski bir ceketin astarındaki sökük gibidir;
Dikmeye kalksan iğne kırılır, bıraksan rüzgar üşütür.
Yine de yürüyoruz işte, ayakkabılarımızın altı delik,
Ama başımızda o hiç sönmeyen kadim güneş.
Ne bir saray yavrusuna sığar bizim sevdamız,
Ne de bir vitrin camının arkasındaki sahte parıltıya.
Bizimki, fırından yeni çıkmış ekmeğin buğusuna sarılmak,
Ve bir dostun "nasılsın" deyişindeki o gizli hıçkırığı duymaktır.
Şehirler kuruyorlar üstümüze, beton ve demirden,
Ruhumuzu asfalta gömmeye çalışıyorlar, görmüyor musun?
Oysa bir sardunya saksıda nasıl direnirse betona,
Biz de öyle dik duruyoruz şu kokuşmuş düzenin ortasında.
Küfretmek bazen en saf duadır, bilene;
Haksızlığın suratına tükürür gibi,
Yalansız, dolansız, dümdüz ve insanca...
Çünkü biz, ağlamayı da biliriz bir akşamüstü,
Bir zeytin dalının gölgesinde, sessizce ve erkekçe.
Sana uzun uzun anlatmalı mıyım bu yorgunluğu?
Yoksa bir susuşun içine mi sığdırmalıyım bin yıllık kederi?
Bak, kuşlar geçiyor tellerin üzerinden,
Hiçbirinin pasaportu yok, hiçbirinin vatanı değil bu gök,
Ama hepsi ait olduğu yere, yani özgürlüğe uçuyor.
Bizim vatanımız neresi peki?
Bir kitabın sararmış sayfası mı,
Yoksa bir çocuğun o kirlenmemiş gülüşü mü?
Belki de sadece, bir akşam vakti,
Emeğinin teriyle ıslanmış o yastığa başını koyabilmektir.
Zaman, arsız bir hırsız gibi çalıyor ömrümüzden,
Saçlarımıza düşen aklar, birer yenilgi değil,
Savaş alanından kalma şeref madalyalarıdır.
Sevdik biz, evet, hem de nasıl!
Bir kadının gözlerindeki o hırçın denizi sevdik,
Bir dostun sofrasındaki o eksilmeyen tuzu sevdik.
Hiç hesap yapmadık yaşarken,
"Yarın ne olur" diye sormadık rüzgara.
Çünkü biliyorduk ki; rüzgar sadece esmeyi bilir,
Yönünü tayin etmek ise, yelkeni tutan nasırlı ellerin işidir.
Şimdi kalkıp gitsek mi bu şehirden?
Rayların bittiği yerde, denizin başladığı o ince çizgide,
Bir balıkçı teknesinin küpeştesine yaslanıp,
Kendi sesimizi dinlesek biraz...
Dünya dönüyor, evet, ama biz onunla beraber dönmek zorunda değiliz.
Bazen durmak gerekir, dimdik ve sarsılmaz,
Herkes koşarken, bir ağaç gibi kök salmak toprağa.
Çünkü toprak ihanet etmez,
Toprak, kendisine dökülen teri de, kanı da tanır.
Çok şey mi istedik şu hayattan?
Bir parça huzur, biraz dürüstlük, bolca kahkaha...
Ve akşam olunca, lambanın ışığında,
Gölgesi kendinden büyük adamlar gibi yürümek sokaklarda.
Kimseye borcumuz yok bizim,
Kendi vicdanımızdan başka.
Ne bir alkış bekledik, ne bir madalya,
Sadece "yaşadık" diyebilmek için,
İliklerimize kadar, acıyarak ve severek yaşadık.
Yorulduk mu? Belki.
Ama vazgeçmedik o eski, o güzel kavgadan.
Hani o her sabah yeniden başlayan,
Ekmek için, onur için, bir çift güzel göz için...
Şiir dediğin nedir ki zaten?
Bir adamın, bir kadının, bir çocuğun,
Karanlığa karşı yaktığı o küçücük kibrit çöpüdür.
Sönse de izi kalır parmak uçlarında,
Yanmasa da kokusu siner insanın ruhuna.
Hadi, şimdi kaldır başını o yorgun omuzlarından,
Bak, dışarıda hayat hâlâ devam ediyor;
Bir kedi bir çöp tenekesini deviriyor,
Bir aşık, sevgilisinin adını kazıyor eski bir banka,
Ve bir şair, dünyanın bütün dertlerini,
Tek bir mısraya sığdırmaya çalışıyor.
Biz buradayız, gitmedik hiçbir yere,
Eski bir şarkı gibi, dilin ucunda dolanan,
Unutulmuş ama asla eskimeyen o kadim sızıyla beraber...
İşte böyle dostum, işte böyle cancağızım;
Hayat, biz planlar yaparken başımıza gelenler değil,
Hayat, o planları yırtıp atacak cesareti bulduğumuz andır.
Şimdi kadehini kaldır, ister suyla dolsun ister hüzünle,
Yaşamanın şerefine,
İnsan kalabilmenin o ağır, o muazzam yüküne...
Çünkü sonunda hepimiz,
Kendi hikayemizin o en uzun, o en sessiz şiiri olacağız.
Sana şiirler biriktiriyordum fen bilgisi defterimde, ama sen yoktun
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde
Ya bu nasil bir duyguyla ve neyin kafasiyla yazdin ben bunu anlaya bilme ihimaliye dinledim yüregine saglik
Okul servisi seni hep zamansız, amansızca bir lojman griliğine götürüyordu
Ben, senin benimle Tunalı Hilmi Caddesi'ne gelebilme ihtimalini seviyordum.
💙
Ben, senin beni sevebilme ihtimalini seviyordum.
Yaz sıcağı toprağa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini
Ama sevmedi. Çünkü arkadaştık. Ankarada okurken . Ve adam olduk Ankara Trabzon yollarında
Sonra otobüs oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü
Ne yana baksam dağ ve deniz sanıyordum
BU ADAM BENDEN SONRA GELECEK ADAMDIR DEGİL HAKKARİNİN TÜM DÜNYANIN EN KOMİK ADAMIDIR AŞK ÇATILARDAN DAMLAYAN BİR SU İMİŞ BEN O SUYU LIKIR LIKIR İÇMEK İSTİYORUM.
Muş ovasının yalancı maviliğini
Otobüs oluyordum bir süre
Arada bi cagirin
Yanımızdan geçen kara trenlerle yarışıyordum, yanağım otobüs camının garantisinde
Otobüs oluyordum
Bir gün açılır gözlerinin feri benim için,
Bir gün ellerin ellerimde olacak.
Bir gün her şey bugünden farklı olacak.
İşte o gün geldiğinde ben değişeceğim,
Sen değişeceksin her şey değişecek.
Bu şiir kimin
Bir ülkeden bir iç ülkeye
Çocukluğuma yaklaştıkça büyüyordum.
İlk bu şiiri okuduğumda lise son sınıftaydım sene1999 şimdi 2026 hayat yordu sevdiğimiz herşeyi kaybettik ama Gine aynı duyguları hissettiriyor
Zap suyunun sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin
Korkuyordum
2026?
Sonra iniyordum otobüsten
Çarşıdan bizim eve giden, ömrümün en uzun,
Liseyi yatili okuyupda bu siiri ezbere bilmeyen yoktur galiba.
Bu özlem öyle uzun sürmüstü ki adam gibi özlemleri özledim yada o carsidan bizim eve giden yol ömrümün en uzun ömrümün en kisa ömrümün en cocuk yolu. Ben gercekten cocuk olmaktan o yollarda vazgectim.
ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk,
ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum.
2026 gelince bildirim atın...
Çünkü sonunda annem oluyordum, babam kokuyordum sonunda..
Soğuk ve şehirlerarası otobüslerde vazgeçtim çocuk olmaktan
Sektörün duayyeni sizsiniz üstad, üzerinize tanımam...
Ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu babam
Ben seninle bir gün Van'daki bir kahvaltı salonunda
Ve 2025 in son saatleri ve ben 44 yaşındayim yaşlandık galiba sana şiirler biriktiriyorum fen bilgisi defterim de.......
Ben seninle sadece bilmek zorunda kalanların bildiği
bir yol üstü lokantasında
Keşke saraya biyat etmeseydiniz sayın yılmaz erdoğan bu şiirin bir anlamı yok senin için benim için var
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan
Doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak damında
Doğubayazıt li eşime gelsin belki mesajıma bir gün denk gelir.Slav ji tera cevé min❤❤❤
Ben seninle herhangi bir insan elinin
terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim
Ben senin, beni sevebilme ihtimalini sevdim!
Ben huzursuz bu dünyada , huzur bulabilme ihtimalini sevdim.
More User Perspectives
Bir ülkeden, bir iç ülkeye !! Bir acayip düşte yazılmış şiirler !! Acep ölüleri halayda gördükleri,, Bayram yeri bildikleri !! Üst baş edindikleri!! Memleket karavanaya muhtaçken, İmralı canisi Aşçı elinden özel besleniyor!! Bir ülkeden, bir iç ülkeye !!
@greywolf1881Bu şiiri bir zamanlar çok sevdiğim biriyle dinlemiştim. Şimdi Dışarıda kar yağıyor… Ben araba camında aynı şiiri dinliyorum. Bu kez içimi acıtmıyor; kar taneleri gibi sessizce düşen yeni bir umut bırakıyor içime.”bir gün tekrar berbaer bu şiiri dinlemek umuduyla...
@FilizAkbulat-fl7nlSene 2025 Kasım . 96 da 1. Baskı kitabını almıştım. 29 yıl önce ...
@jethavuz1882Bi şiiri de daha vardı, aşkımız iki gözlüklünün öpüşme çabasıydı, gözlükleri çıkarmak hiç aklımıza gelmemişti
@PunyaTarot😂
@sonersoner4406Hani şair diyor ya ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim diye ben onu biraz haddim olmadan değiştirdim.Ben senin senin aklına gelebilme ihtimalimi sevdim.
@CİHANDEMİR2ÇAL BAHTİYAR ÇAL!..
ANADOLU KITASI
BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ
VATAN-MİLLET
SEVDANI YAZ derdi
RÜYALARIMDA
YAAZ HATİCE YAZ,
İÇİNDEKİ VATAN
SEVDASINI YAZ DERDİ,
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK!!!
...VE YAZDIM
SEVDAMI,
VATAN SEVDAMI
AL BAYRAK gibi
AL KANLARA BULANARAK bedeli olsada!
ÇALDILAR evimden,
HANEMDEN,
MAHREMİMDEN
DOST,ARKADAŞ,
AİLEM sandığım
KİŞİLER EMEGİM,
GÖZYAŞIM olan
ESERLERİMİ
ZALİMLERE
PEŞKEŞ çekerek,
HARAM ETTİĞİM
HALDE!!!
KAHROLSUN PKK-YPG-DEAS-
HİZBULLAH-
TOUTUCOMANNN!
KAHROLSUN PKK-YPG GİBİ
TÜM terör UNSURLARI ile TERÖRDEN ve TERORİZMDEN BESLENEN,
RANT DEVŞİREREK
ÜLKEMİZİ
KAOSA SÜRÜKLEMEK
İSTEYEN,
ELİ KANLI
BEBEK KATİLLERİ,VE
BUNLARLA BERABER,
ORTAK HAREKET EDEN TÜM ŞERR ODAKLARI
KAHROLSUNNN!
ZALİMİ SEVMEM
AMA
SEVERİM MAZLUMU!..
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
ZALİMİ ASLA SEVEMEM!..
TURAN ülküsü,
KIZIL ELMA ülküsü
TÜRK İSLÂM bayrağı,
AL BAYRAK🇹🇷 altında toplanmaktır,
İSLÂM ÜMMET şuuruyla!..
GALİP ET!
BU SON ORDUSUDUR İSLAM'IN!..
♾️♾️♾️♾️
RABBIM tüm terör ve terörist UNSURLARINI
YOK ederek TÜRKE ONUR savaşı VERDİREN tüm YİĞİD,
ANADOLU EVLATLARINA
SELAM olsun!
İYİ Kİ varsınız
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ORDUSUNUN
İSİMSİZ KAHRAMANLARI!
VATAN SİZE
SONSUZA kadar
MİNNETTAR
KALACAKTIR!!!
HATİCE TUĞCU
🇹🇷🍀
♾️♾️♾️♾️
Ben seni 30 sene bekledim Babam hep sevdim seni şimdi dolunay kırmızı sen ve ben hadi eyvallah kendine iyi bak 😊😇Bülent
@DorokRoysFıravuna kalmadı bu dünya ittttt. Sen kimsin. Defol. Msllarını. Cahillere anlat. Kaç dünya ülkesini dolaştın. Kaç savaşın. İçinden yürüyerek geçtin. Kaç tayfun yedin. İtttt.
@NiyaziDemir-o5fSene 97
Erzurum karlar icinde
15 tatile giderken walkmanimin kulaklığında bu siir dönüyor, otobusun en on sirasindayim, asagida sevdigim beni ugurluyor. Yol boyu dinledim ... Simdi 27 yillik eşim ve bugun onun dogum günü. İyikim 13.09.2025
Yılmaz Erdoğan ın anasını sikeyim
@zlatani9675Ben varsayımı sevmedim nasıl olsa geldım anladım yüregini susturcan insan menfaati için secilmiş oluyon ayda bitmeyen kuantum olayı ben atıyordum onlarda alışlıyordu oysa listeye bakıyordum hergün farklı susuyordum eglencem derken nerde aptaica konu bende bana ters konular ve dedimki oyunun kuralı aıle fertlerimi koyuyorlar kimse kimse ama şuna baktım ki orosbu çocugu çekıyorum kanal gibi belkı bu kanalda tekim diğerleri olmayan yaratıklar i şimdi gercekten iğrencsiniz korksınıx yazık menfaatçi aç köpekler
@FadimeÇETİN-q2iHerkesin yükü kendine ağır : Yaşayan kişiyi yokluğunu kabul edip yaşamak , ;yaşıyor ama ölmüş ….., fiili geçmiş zamanın faili meçhul cinayetini beynimde işledim kalbime kabul ettirdim ….
@kurtuluşballıkayaYilmaZkimdirBilMeZmiydINKahpeliklerIsidiR
@umitdenizhan8822Aliiii kalbim içime sığmıyor, sen ihtimal diyosun 🫠🫠
@Leylaali24Ben zaten seni değil Hayriyeyi seviyordum
@uzaktakidumanGercekten Deniz gibi gorunurdu Mus ovasi.
@OnceataSiiri bu eserle sevmistim 16 yasindayken 😊
@erdemkacar8879İnsanın en büyük hatası kendini başkası için kendine o değeri vermeyene çok değer vererek üzülmesi insana en çok değeri seni senden daha seveni sevmen dir .
Kendimce en huzurlu anım sorarsanız ilahi bir huzurla olmakla yaşadığım huzur
Seni ölmeme ihtimalini sevdim,....takı mezar taşını görene kadar seni hiç unutmadım utamam Abdullah
@esrademir7258❤779❤
@arzumutlu2588